desen

14 09 2007

desen yapmayı her zaman sevdim.

parmak izi

desen

desen mi demesen mi





resim dediğin böyle olur

11 09 2007

koyun
bu da benim koyunum

yorgun.jpg
ne işe yarar paint

parmak izi
savaş alanında bombalar
ancak parmak iziyle anlaşılır insanlar
kimi yaralı kimi ölü
parmak izin kadar

toplantı adamı
toplantılar insanı sanatçı yapıyor. resim çizdiriyor, hayal kurduruyor.





HANGİSİ DOĞRU

23 07 2007

Yıllarca inandığınız ve doğru olduğunu düşündüğünüz yaşama bakış açınız ya yanlışsa. Daha doğrusu bu bakış açısı size ve çevrenize zarar veriyorsa ne yapmalı? Yıllarca bildiğim ve uygulamaya çalıştığım şey galiba bana zarar veriyormuş.

Cahil insanları eleştirip durdum yıllardır ayrıca düşüncesiz, gününü gün eden, yemek - içmek - gezmekten başka derdi olmayan, bilinçsiz, duyarsız vb. bana göre insan olmanın değerini ve anlamını bilmeyen kişileri kınadım. Neden yaşadığının sorgusunu yapmaya bile gerek duymayan boş kişilerdi bunlar. Kitap okumaz, siyasetle, tarihle, felsefeyle ilgilenmez ve bununla da gurur duyarlardı böyle kişiler. Ben kendimi parçalar hergün kendime yeni birşey katıp güruh diye nitelediğim böyle insanlardan kendimi ayırmaya çabalardım. Çünkü insan olmamın gereği böyle yapmak benim görevimdi ancak böyle yaparsam doğru ve iyi bir insan olabilirdim.

Aradan geçen bunca yıldan sonra gözlemlerim bana böyle insanların daha mutlu ve hatta daha başarılı olduklarını gösterdi. Nedense böyle insanlar daha şanslıydılar. Böyle insanların işleri hep yolunda gider ve her işlerinden bir şekilde en faydalanabilecekleri yönde çıkarlardı. Yıllar sonra anladım ki okumak, kendini geliştirmek, hep daha bilgili olmaya çalışmak insanı mutlu etmiyor.

Peki mutlu olmak zorunda mıyız? Okumaya ve kendini geliştirmeye adanmış bir  hayatı hedefleyen kişinin mutlu olmak birinci hedefi midir yada hedefi midir? Hani o bilindik laf var ya “cehalet mutluluktur” diye, bir kez yönünü bilgiye verdiğin anda mutlu olmak diye bir şey mümkün değil.

Bir konuda para kazanmak ve onun getirdikleri ile ilgili. Bir evinin ve arabanın olmasını istemek, yazları tatile çıkabilmeyi ummak, lüks içinde olmasa da genel ihtiyaçlarını karşılayabilecek gelire sahip olmak neden hep bilinçsiz ve boş insanların elinde. Bir insan hem entellektüel birikime sahip olup hem de paralı olamaz mı? Ailesinden destekli zenginliği kastetmiyorum. Gerçekten kendi imkanlarıyla maddi refaha ulaşmaktan bahsediyorum.

Uzun sözün kısası yaşama bakış tarzımı değiştiriyorum artık birinci derdim daha birikimli olmak değil, daha kaliteli yaşamak.





yaşam deneyimleri

23 07 2007




kesitler

18 07 2007

uzun saçlı halim

birçok şeyler yaşadım. hayatımı dondurmayı oldu bitti severim işte bazı donmuş anlar.

 cem ve banu ilk fotoğraf

aldığımız fotoğraf makinasını ilk test edişimiz.





Kimim Ben

18 07 2007

kimim ben cem kara

Haziranın sıcağında dünyaya geliyorum. O sene Galatasaray Uzun süre kurtulamayacağı şampiyonluk perhizine giriyor.

Yıllarca aşık olduğum şehir; Ankara’da yaşadıktan sonra mecburen Antalya’ya gidiyorum. Liseyi orada tamamlayıp üniversite için aşkıma dönüyorum. 

ODTÜ hayatım başlıyor. Yedibuçuk yıl sürüyor ODTÜ eziyeti. İngilizceden nefret ediyorum ama kurtulamıyorum da.

Sonra İzmir’de askerlik ve Nefret ettiğim şehir İstanbul’da iş hayatı. Bir yıla yakın bir zaman boya fabrikasında mesleğim olan kimyagerliği icra ediyorum. İlk ve son kez mezun olduğum (uzmanı olduğum) işi yapıyorum.

Kayseri’de üç yıl boya satıyorum ve o dönemde belli oluyor ki hayatımı satış yaparak kazanacağım. Üç yılın ardından nefret ettiğim şehre iş icabı tekrar geliyorum ve yaklaşık 3 yıl kurtulamıyorum. Önce dersanede müdürlük yapıyorum sonra kendi işimi. Restoran açıyorum ama var olan az paramı da bitiriyorum.

Aşkıma dönüşüm muhteşem oluyor. Şu an Memleketimde yani Ankara’da çalışıyor ve yaşıyorum. İşim yine satış. Evim harika manzaralı ve huzur dolu.

Peki ben ne yapmaktan hoşlanırım. Yazmaktan, okumaktan, çizmekten, çalmaktan (gitar), kendimi iyileştirmekten ve kaliteli olmaya çalışmaktan.

çok şey kattım kendime ve yıllarımı aldı…





BEYNİMDEKİ TÜMÖR

18 07 2007

sella turcicasella turcicahipofiz adenomuhipofiz adenomuhipofiz adenomuhipofiz adenomu

Bundan yüz bilemedin elli yıl önce dünyaya gelmiş olsaydım çok büyük ihtimalle 33 yaşımı göremeyecektim. 2003 yılının 17 Temmuzunda beynimden tümör ameliyatı oldum. Bu tarihten 1 hafta önce teşhis konulmuştu. 2001 yılından başlayarak yavaş yavaş sağ gözüm görmemeye başladı. Ameliyat olma kararım alındığı dönemde sağ gözüm ancak %10 oranında görüyordu.

İki yıl boyunca 4 farklı göz doktoruna gitmiştim ve hepsi de benzer tespitlerde bulunmuşlardı. Gözümün bozuk olduğuna hükmetmişlerdi. Ancak beşinci doktor sorunun gözde değil de beyinde olabileceğine ihtimal vermiş ve MR çektirmemi istemişti. MR’ın neticesi tam bir hezimet olmuştu benim için. Kafamın içinde yumurta büyüklüğünde bir tümör duruyordu.

Başımdan kaynar sular dökülmüştü. nasıl böyle birşey olabilirdi. Böyle şeyler hep filmlerde olurdu benim başıma neden geliyordu bunlar. Tabii ki çok kötü hissediyordum kendimi. Abimin hekim olması sayesinde hızlı bir araştırma neticesinde en iyi beyin cerrahlarının olduğunu öğrendiğimiz Hacettepe’ye yattım. Ameliyata girerken öleceğim diye çok korkuyordum.

Şanslıydım aslında abimin tabiriyle “başıma gelebilecek en iyi tümör gelmişti”. Adını da öğrenmiştim yumurta tümörümün “Hipofiz Adenomu: Prolaktinoma”. Ameliyat iyi geçti ve yumurtamdan kurtuldum. Şimdi sürekli ilaç kullanıyorum. Aradan geçen dört yılın ardından tümörümü yaşama gündemimde ön plana alma sebebim kanımdaki prolaktin seviyesinin tekrar 150′nin üstüne çıktığını öğrenmem oldu.

 hipofiz adenomu

Olması gereken en üst seviye 18 iken 150′nin de üstünde çıkması ilacı kullanmadığım anda tekrar tümörümün ortaya çıkacağını gösterdi. Bir ay gibi bir sürede bu kadar hızlı artmış olması hatıralarımı canlandırdı.

Şanslı hissediyorum kendimi. Şu an, 2007 yılının Temmuz ayında, hala soluk alıp veriyor olmamın sebebi erken müdehale denilebilir. Aslında çok erken de değil ama hiç müdehale edilmemesinden iyidir. Eğer MR teknolojisinin keşfedilmediği bir dönemde yaşıyor olsaydım yaşamıyor olacaktım. Bu da çok eskilere gitmeden en fazla 100 yıl önce aynı hastalıktan dolayı çok kolay ölebileceğimi bana gösterdiğinde ister istemez kendimi şanslı hissediyorum.

sella turcica

Kafamın içinde beni öldürebilecek bir şeyi neden oluşturuyorum. Bu durumun doğal seçilimle bir ilgisi var mı? Benimle aynı hastalığa sahip olduğu için bu güne kadar kaç insan öldü acaba? Günümüzde bu hastalık neye hizmet ediyor?





Ankara’da Yaşamak

18 07 2007

Yıllarca Ankara’da yaşamak isteyip de yaşayamamak çok üzdü beni. Önce İstanbul ardından Kayseri tekrar İstanbul ve bunlardan da önce İzmir’de askerlik. 1999 senesinden 2007′ye tam 8 yıldır gezip duruyordum ülkemizin farklı yerlerinde.

Ankara’da yaşıyor olmak neden önemli benim için.

1. Bu şehirde hatıralarım var.

2. Bu şehir benim şehrim.

3. Sokağını, caddesini, ağacını, insanını, havasını ve kokusunu biliyorum, tanıyorum ve seviyorum.

4. Ankara yormuyor beni. Bana destek oluyor.

Huzurum yerinde. Mutluluktan daha değerli olan huzur yanıbaşımda Ankara’da.





NEDEN YAŞIYORSUN

18 07 2007

Ne kadar sıklıkla sorarız kendimize neden yaşıyorum sorusunu. Daha önemlisi bu sorunun cevabına herhangi bir karşılık bulabiliyor musun?





Merhaba

16 07 2007

anne baba ehliyetine sahip olmayanlar çocuk sahibi olmamalı.